Zalım Mahmut – Bir Kurtlu Kıssa

ZalimMahmutDünyada gelişim yok sadece değişim var. Oyunda bunu açık bir şekilde görebilirsiniz. Yaşadıklarımız, yaşayacaklarımız hep aynı hikayeler. Sadece oyuncular değişiyor. Sonunu bal gibide bildiğimiz bu oyunu, her şeye rağmen farklı biteceği umuduyla izliyoruz. Mahmut’u biz mi zalım yaptık? Ya da zalımlığı Mahmut mu bize yaptı yoksa her şeyi kendi kendimize mi yaptık?

Köylünün haline avaz avaz gülerken bir yandan kendi halimize sessizce yandık.

Biraz daha dayanalım biraz daha sabredelim dedi köylü. Biz de dayandık sabrettik. Dayanacağız da. Sabretmeye devam edeceğiz…

Kıssadan hisse değil bir kurtlu kıssa bu oyun. Kurt da öyle büyük, tüylü, saldırıp bir parçada yutan cinsinden değil. Küçük cıvık cıvık, içten içe kemiren cinsinden.

İyi seyirler…

Çehov Makinesi

CehovMakinesi Çehov Makinesi adeta bir Çehov müzesi olmuş ve seyircileri bu müzeyi gezmeye davet ediyor. Anton Çehov’un da karakter olarak içinde yeraldığı oyun, yazarın yarattığı karakterlerle buluşması, onlarla girdiği çatışmaları konu alıyor. Aslında daha çok yarattığı karakterlerin Çehov’u sorgulaması, ona adeta kan kusturması olarak ilerliyor ve nihayetinde Çehov’un ölümüyle son buluyor.

Karakterlerin renkliliği ve canlılığı sahnede görsel bir şölen oluşturmuş.

Çehov sevenlerin hoşuna gideceğini düşündüğüm oyun, okumamış olanlar içinde Çehov’la tanışma fırsatı oluyor.

Drina Köprüsü – İvo Andriç

Drina Köprüsü, yazarı İvo Andriç’e 1961 yılınd Nobel Edebiyat Ödülü getirmiş. Kitaba başladığınız andan itibaren yazım ve anlatım tarzıyla sizi içine çeken ve olaylara birebir tanık eden yazar bu ödülü sonuna kadar haketmiş görünüyor.

DrinaKoprusu DrinaKoprusu2

Sokullu Mehmet Paşa’nın doğduğu fakat hiç yaşamadığı bu topraklarda yaptırdığı köprü, hikayede adeta ete kemiğe bürünüyor. Etrafındaki insanlarla birlikte yaşayıp yüzlerce yıllık bir insanlık tarihi, bu tarihin resmedildiği bir büyük tablo gibi gözlerimizin önünde duruyor. Kitapta anlatılan üçyüzelli yıllık dönem bizlerin yaşantısı için çok uzun bir dönem. Dolayısıyla bölgenin masallarının efsanelerinin gelenek göreneklerinin de bir önceki kuşaklarda nasıl ortaya çıktığını görebilmek kitabın en  keyifli yanlarından birisi.

Salkım Söğütlerin Gölgesinde

salkimsogutleringolgesinde Gürcistan’da Büyükelçilik Müsteşarı olarak görev yaptığım dönemde, Ahıska Türkleri’nin sürgün edildikleri topraklara geri dönüşleri konusu oldukça gündemdeydi. İşte Ahıska Türklerini ilk kez o dönemde tanıma imkânı buldum. O insanların dürüstlükleri, çalışkanlıkları ve dahası yaşamış oldukları o tarifsiz acılar beni çok etkiledi. Yaşlıların ata toprakları Gürcistan’a geldiklerinde yere kapanıp toprağı öpmelerine şahit oldum. Daha genç olanlar köylerini bir daha göremeden ölen aile büyüklerinin mezarlarına serpmek için çantalarına Ahıska’dan avuç avuş toprak dolduruyorlardı. 67 yıl önce sürgün edilen insanların yıllar sonra Gürcü komşularıyla nasıl kucaklaşıp ağlaştıklarını gördüm. Tanık olduğum olaylar beni kendine çekti. Sürgünü yaşamış sayısız ihtiyarla konuştum, seslerini aldım, görüntülerini çektim. Bazılarıyla Ahıska bölgesinde dağ dağ, köy köy dolaşıp hikâyelerini dinledim. Sonra bir kısa hikâye yazdım “Ahıskalı” isimli. Çok beğenilince bunu romana çevirmeye karar verdim ve işte böyle başlayan bir süreci müteakip 4,5 yıllık bir emekten sonra Salkım Söğütlerin Gölgesinde doğdu.”

Yazarı Düsseldorf Başkonsolosu Fırat Sunel bir röportajında kitabın çıkış hikayesini böyle anlatıyor.

İkinci dünya savaşı sırasında Ahıska Türklerinin nasıl bir gecede sürgün edildiğini anlatan çok güzel bir roman. Kitabın sonlarına doğru anlatılan sürgün dayanılır gibi değil. Anlatılanların gerçekten yaşanmış olduğunu bilmek bile büyük acı verici.

Aşkımız Aksaray’ın en büyük yangını

Eski İstanbul Aksaray’da bir mahalle ve mahalledeki tulumbacılar ve Firuz Bey, çok sevdiği (oğlu gibi sevdiği) Artin’e mahallelerine yeni taşınan eski saraylı Mahitap Hatun’u yakıştırması. Birbirlerine aşklarını ilan ettirmesi ve bu mahalledeki tulumbacılar, kadınlar, gençler, çocuklar… Şarkılarla, danslarla… Ve meşhur Aksaray yangını…

Bu eğlenceli müzikalle eski İstanbul a gidip Aksarayda’ki büyük yangın üzerine yakıştırılan bir hikayeyi izleyiniz.